O’NA GIDEN YOLUN ONBIR ISARETI Dr. Dilaver Selvi


Abdulhalik Gücdevanî k.s., büyük velilerden ögrendigi ve bizzat tecrübe ettigi terbiye usullerini onbir temel prensiple ortaya koymustur. Bu prensipler her müslüman için hedef ahlâklardir. Bütün hak yolculari için lazim olan usullerdir. Onlar zikrin meyveleridir, güzel terbiyenin sonuçlaridir. Zikir ayetlerinin tefsiridir.
Yüce Yaraticimiz: “Ben sizlere sah damarinizdan daha yakinim” (Kâf, 16) buyuruyor. Ayrica, bizleri: “Siz nerede olsaniz O sizinle beraberdir. Allah bütün yaptiklarinizi görür.” (Hadid, 4) diye uyariyor.
Yüce Rabbimiz bize bu kadar yakin iken, bizler niçin bunun farkinda degiliz? Bizdeki gafletin sebebi nedir ve bu gaflet nasil giderilir?
KISI SEVDIGINI ANAR
Sunu unutmayalim ki, herkesin zikri sevgisinin degerini, sevgisi de aklinin seviyesini gösterir. Ölümlü bir varligin sevgisi ile avunan ve hep onun derdi ile ugrasan kimsenin kalbi ölür. Yüce Allah’i sevenler, O’nun sevgisini ve zikrini her seye tercih edenler insanlarin en akillisi ve en sereflisidir. Çünkü onlar servet olarak ölümsüz bir sevgiyi, dost olarak ebedi bir sevgiliyi seçmislerdir. Ne mutlu o kullara.
Yüce Allah bu akilli kullarini bize söyle tanitiyor:
“O gerçek akil sahipleri, ayakta, otururken ve yanlari üzere yatarken (yani bütün hal ve zamanlarinda) Allah’i zikrederler. Göklerin ve yerin yaratilisini tefekkür ederler.” (Âl-i Imran, 161)
Büyük müfessir Fahruddin Razî rh.a: “Bir kalp, ancak Yüce Allah’in muhabbeti ile dirilir, sevgisiyle hayat bulur, zikriyle huzura erer” diyor ve ekliyor: “Bir kul ancak diliyle zikir, azalariyla sükür, kalbiyle fikir içinde kaybolup, bütün varligi ile devamli Allah’a kulluk yaptiginda gerçek insan olur.” (Mefatihu’l-Gayb, IX, 110)
Yüce Allah, kendisi ile her an beraber olanlarin halini söyle bildirir:
“Onlar öyle kisilerdir ki, herhangi bir ticaret ve alisveris kendilerini Allah’i zikretmekten, namazi kilmaktan ve zekâti vermekten alikoymaz. Onlar, yüreklerin ve gözlerin dehsetten ters dönecegi ahiret gününden korkarlar.” (Nur, 37)
Allame Âlusî rh.a. bu ayetin tefsirinde der ki: “Islam Ümmeti içinde birçok ehl-i tarik ve özellikle Naksibendî büyükleri, ayette anlatilan daimî zikir haline ulasmislar ve bu zikre ulasmayi en büyük gaye edinmislerdir. Zikir onlarin kalbinde iyice yerlesmistir. Öyle ki, hiçbir halde Yüce Allah’i zikirden gafil olmazlar.” (Ruhu’l-Meanî, IX, 378)
MANEVI TERBIYEYE HERKES MUHTAÇ
Arifler, kalbin bu hale ulasmasi için özel bir terbiyeden geçmesini gerekli görüyorlar. Buna Kur’an’da “tezkiye” ismi verilir. Manasi, kalbin manevi kirlerden arinmasi ve gafletten uyanmasidir. Hadisler de, kalbin Yüce Allah ile huzur bulmasini “ihsan” olarak tanitir. Tasavvufta buna “manevi terbiye” denir.
Manevi terbiye sadece temenni ile olmaz. Bu ahlâka ve kalp uyanikligina her mümin davet ediliyor. Zira herkes buna muhtaçtir.
Bütün peygamberlerin ve Allah dostlarinin hedefi, insani terbiye edip kalbi bu kivama getirmek ve Allah ile huzuru elde etmektir. Bütün ilim ve terbiyeler bunun içindir. Bu terbiye mürsidsiz ve desteksiz olmaz. Sadece kitaptan okumakla ögrenilmez. Inanip pesine düsmeden, geregini yapmadan ele geçmez. Su örnegi biraz düsünelim:
Tasavvuf yolunun büyüklerinden Abdulhalik Gücdevanî k.s. (vefati 617/1220) gençlik yillarinda hocasi Seyh Sadreddin Efendi’den tefsir dersi aliyordu. Su mealdeki ayete geldiler: “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. O haddi asanlari sevmez” (Araf, 55) Hocasi ayetin tefsirini bitirince, Abdulhalik Gücdüvanî k.s. hocasina sunu sordu:
“Efendim! Bu ayette bahsedilen gizli dua nasil yapilir? Eger insan duayi açikça yapsa insanlar görür ve isitir. Bunda gösteris tehlikesi var. Eger kendi içinden yapacak olsa, onu da seytan fark eder. Çünkü hadis-i serifte: “Kan damarlari içinde kanin dolasmasi gibi, seytan da insanin içinde dolasir.” buyuruluyor. Insanlara ve seytana fark ettirmeden Yüce Allah gizlice nasil zikredilir?”
Hocasi soruyu hayranlikla karsiladi ve dedi ki:
“Evladim! Bu ledünnî, ilâhi bir ilimdir. Allahu Tealâ dilerse seni dostlarindan birisi ile bulusturur, o sana bu gizli duayi ve zikri ögretir.”
Abdulhalik Gücdüvanî k.s. o dostu beklemeye basladi. Nihayet Allahu Tealâ kendisini önce Hz. Hizir a.s. ile ve daha sonra büyük arif Yusuf Hemadanî k.s. ile bulusturdu. Hz. Hizir a.s. kendisine gizli yolla nefy u isbat (lâ ilâhe illallah) zikrini ögretti. Hz. Yusuf Hemadanî k.s. ise manevi terbiyesi ile mesgul oldu. Sonuçta ona insanlari irsad izni verdi.
Meshur Hoca Ahmed Yesevî k.s. de Yusuf Hemadanî’nin halifesi ve Abdulhalik Gücdevanî’nin yol arkadasidir. Bu iki büyük veli ayni kaynaktan terbiye almislardir. Tarihte ve günümüzde, Türkler’in ekseriyeti bu iki koldan gelen manevi feyz ve terbiye ile tanismistir.
ONBIR TEMEL ESAS
Abdulhalik Gücdevanî k.s., büyük velilerden ögrendigi ve bizzat tecrübe ettigi bu terbiye usullerini onbir temel prensiple ortaya koymustur. Bu prensipler her müslüman için hedef ahlâklardir. Bütün hak yolculari için lazim olan usullerdir. Onlar zikrin meyveleridir, güzel terbiyenin sonuçlaridir. Zikir ayetlerinin tefsiridir. Hz. Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in devamli zikir halinin açiklamasidir. Halk içinde Hak ile olma sünnetinin her devirde yasanmasidir. Her an Yüce Allah ile olmanin ispatidir.
Bu usuller Farsça ifade edilmistir. Arifler, kâmil mürsidler onlari bizzat yasamislar ve bizlere açiklamislardir. Biz de bu usulleri ve açiklamalari onlarin eserlerinden özetle nakledecegiz. Bu usuller sunlardir:
VUKUF-I ZAMAN: Yasanan her anin farkinda olmaktir. Hak yolcusu, her anini kontrol etmelidir. O vakit içinde kendisine gereken en hayirli amelin ne oldugunu bilmeli ve o ameli yapmalidir.
VUKUF-I ADEDI: Çektigi zikrin farkinda olmak, adedi korumaktir. Hak yolcusu zikrin sayisina dikkat etmelidir. Zikri, ögretilen edebe uygun yapmalidir.
VUKUF-I KALB: Kalbi zikirde toplamak ve bütünüyle zikrettigi varliga baglanmaktir.
NAZAR BER KADEM: Gözün ayagin üzerinde olmasidir. Hak yolcusu, yürürken devamli önüne bakmalidir. Hep kendi isi ile mesgul olmalidir. Gözünü haramdan ve kalbini karistiracak seylerden korumalidir.
HÛS DER DEM: Her nefes alis veriste uyanik bulunmak, gaflette olmamaktir. Hak yolcusu her nefesini Allah ile huzur ve uyaniklik içinde alip vermelidir. Bütün vakitlerini bir çesit ibadet ve taat içinde geçirmelidir.
SEFER DER VATAN: Halktan kaçip Hakk’a gitmektir. Hak yolcusu, devamli seyir ve sefer halindedir. “Ben Rabbime gidiciyim” (Sâffât, 99) ayetiyle anlatilan durumda olmalidir. Gidilecek yer cennettir, aranacak sey ilâhi rizadir.
HALVET DER ENCÜMEN: Halkin arasinda iken Cenab-i Hak ile beraber olmaktir. Buna, zahiri halk, batini hak ile olmak denir. Hak yolcusunun kalbi ilâhi zikrin tadiyla dopdulu olmali ve her seyi zikre vesile etmelidir. Varliklar kalbe perde yapilmamali, her sey degerine göre yerine konulmalidir.
YÂD KERD: Murakabe dersine geldikten sonra lâ ilâhe illallah zikriyle mesgul olmak, tevhin manasina ulasmak, devamli Yüce Allah’i hatirda tutmak, kalb ile dilin zikrini birlestirmektir.
BÂZ GEST: Dönüs demektir. Bununla anlatilmak istenen; “Nefy u isbat” yani lâ ilâhe illallah zikrini çekerken, nefesi serbest birakma aninda, bütün hayalini su cümlenin manasinda toplamaktir: “Ilâhi ente maksudî ve rizâke matlubî”.
NIGÂH DAST: Hak yolcusu zikir esnasinda kalbine sahip olmalidir. Zikir esnasinda nefy u isbâtin manasini düsünmeli, kalbini nefsanî düsünce ve endiselerden korumalidir.
YÂD DAST: Anmak, hiç unutmamak, devamli zikretmektir. Hak yolcusu her an ve mekanda zevk yoluyla Cenab-i Hakk ile beraber olmalidir. Ilâhî huzur ve neseden hiç ayrilmamalidir. Bütün esyada ilâhî tecellileri müsahede ile kalbini uyanik tutmalidir.
Bütün bu anlatilanlar, salih müminlerin vasiflaridir. Onlar, yasanmis ve ehlince yasanmaya devam edilen hallerdir. Bir mümin için Yüce Allah’i zikirden ve hayatin her safhasinda O’nunla beraber oldugunu fark etmekten daha kiymetli, daha tatli, daha kârli hangi is vardir?
O halde, neticesi ebedi nimetler olan bu güzel hali elde etmenin yoluna düsmeli, bu yolun esaslarini bilmeli ve yasamaliyiz.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46

47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88

89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100