 |
|
| |
Kafirler
zalimdir, zulme doymazlar,
Mü'mine
hayat hakkı tanımazlar.
İnanca,
yaşama baskı yaparlar,
Hutbeye,
vaaza sansür koyarlar.
İrtica
diye yaygara yaparlar,
Millî
birlik rûhumuzu bozarlar.
İnsanı
hayvandan ayıran dindir.
Dinsel
yaşam hem denge, hem düzendir.
İnsanlık,
kardeşlik, hepsi dindedir.
Dinsiz
yaşam kargaşa ve fitnedir.
Uzaklarda
bir tek canavar olsa,
Çayırlarda
binlerce kuzu olsa,
Kuzular
korkarlar, otlayamazlar,
Çayırda
rahatça dolaşamazlar.
Huzur
gider, denge, düzen bozulur,
Çayırlar
kuzulara zindan olur.
Cennet'te
mü'minin huzuru için,
Baskısız,
korkusuz yaşamı için.
Cehennem
de lâzım, zalimler için,
Mü'mine
baskı, zulüm eden için.
Mahşer
yerindeki yargı bitince,
"Ve
Feriykun Fi'n-nâr" günü gelince,
Kafirler,
mü'minlerden ayrılacak,
Ayaklarına
zincir vurulacak.
Elleri
de boynuna bağlanacak,
Zebanilere
teslim olunacak.
Kafirler
Cehennem'e yaklaşınca,
Kurtuluş
ümitleri kalmayınca,
Ahh!
vahh! diye ağlamaya başlarlar,
Zebaniye
yalvarmaya başlarlar.
Zebaniler
hakaretler yapacak,
Kâfirleri
Cehennem'e atacak.
Bölük,
bölük Cehennem'e girerler,
Yandık!
yandık! diye feryat ederler.
Ünlü
zalimlerin hepsi orada,
Nemrut,
Firavun ve Şeddad orada,
Ebu
Cehil, Ebu Leheb orada,
Hitler,
Lenin ve Stalin orada.
Yana,
yana kara kömür olurlar,
Biribirlerine
düşman olurlar.
Sen,
ben diye kavga, döğüş yaparlar.
Tüm
suçları karşıkine atarlar.
Korkunç
zebaniler sual ederler ,
Size
Peygamber gelmedi mi? derler,
Kitaplar
haber vermedi mi? derler,
Neden
inanmadınız Cehennem'e?
Nasıl
isyan ettiniz Rabbinize?
Kâfirler
evet, der, kabul ederler.
Her
şey bitti, iş, işten geçti derler,
Cehennem
hayatı başladı artık,
Acı,
elem, keder başladı artık.
Nerelere
baksalar! ateş, ateş.
Nerelere
kaçsalar! ateş, ateş.
Ateşten
sıcak yakıcı buharlar,
Nefesi
kesen boğucu dumanlar.
Ateşlerden
yaratılmış hayvanlar,
Kocaman
akrepler, korkunç yılanlar.
Çıplak
bacakları ısırır yılan,
Her
yanını sokar akreple yılan.
Cehennem
patlayıp ateşin saçar,
Kâfirler
korkudan yerlere yatar.
Ah!
ölüm, ah! ölüm derler, ölmek yok!
Rahat
bir nefes almaya imkan yok.
Zevkle
günah işleyenler çok ağlar,
Ateşlerde
ve gayyalarda yanar.
Zina
edenlerden irin akacak,
Pis
kokusu Cehennem'i saracak.
Ateşten
şişlerle azap olacak,
Edep
yeri ateşle dağlanacak.
Her
günah misli ile azap olacak,
Günahına
eş oranda olacak,
Yağı
eriyip, etleri yanacak,
Kanı
ve pis irinleri akacak.
Bir
de Gayya deryası var orada!
Akan
pis irinler toplanır orda.
Büyüktür,
derindir, durmadan kaynar,
Buharı
ateşten daha çok yakar.
Beşs
vakit namazını kılmayanlar,
Tevbe
edip kazasın yapmayanlar,
Başaşağı
Gayya'ya atılırlar,
Orada
fokur fokur kaynarlar.
Cehennem'in tek amiri Malik'tir.
Korkunç
zebanilerin reisidir.
O'na
yalvaracak, isyan edenler,
Ne
olur! bir damla su diyecekler.
Malik,
ne yapsın? Ne gelir elinden?
Cehennem'e
su mu gelir, Cennet'ten?
Cehennem'de
tatlı, soğuk sular yok!
Pırıl,
pırıl kaynak, menba suyu yok!
Hamim,
gassak ve gıslin suları var,
Gayya'da
kaynamış, acı sular var.
Ağızlarından
zorla dökülecek,
Mide
ve bağırsaklar eriyecek.
Yerlere
yatarak kıvranacaklar,
Cehennem
ateşini unutacaklar.
Yıllar
geçecek, çok acıkacaklar!
Bir
Iokmacık diye, yalvaracaklar!
Ekmek,yemek,meyve
yok Cehennem'de,
Pasta,
börek, tatlı yok Cehennem'de.
Yalnız
ateşten zakkum var orada,
Bir
de dikenli dariğ var orada.
Boğazlara
iğne gibi batacak,
İçlerini
ateş gibi yakacak.
İâhî
adalet kesin olacak,
Çok
adil ve çok dengeli olacak.
Günahlar,
zerre, zerre toplanacak,
Sevabın
zerresi kaybolmayacak.
Etekleri
biraz uzun olanlar,
Başları
biraz örtülü olanlar,
Zerre
miktarından yararlanacak,
Ona
göre Cehennem'de yanacak.
Kolu,
eteği, daha kısa olan,
Çarşıda,
pazarda daha çok kalan,
Milim
ve saniye hesaplanacak,
Ona
göre Cehennem'de kalacak.
Kıldığı
namazlar tek tek çıkacak,
Kılmadığı
namaz için yanacak,
Yediği
haram Iokma sayılacak,
Lokmasına
göre azap olacak,
Haramdan
kazanıp, harama veren,
Aldığı
rüşveti alkole veren,
Gelirden,
giderden mes'ul olacak.
Cehennem'de
iki misli kalacak.
Malik'in elinde isim Iistesi,
Listede
yazılı ceza süresi,
Malik,
isim okuyup çağıracak,
Cezası
biten sevinçle çıkacak,
Kimi
yüzlerce yıl yanıp çıkacak,
Kimisi
de binlerce yıl yanacak.
En
son mü'min yetmiş bin yıl yanacak,
Cehennem'den
emekleyip çıkacak.
En
son mü'min Cehennem'den çıkınca,
Cehennem'in
kapısı kapanınca,
Kâfirler
çıldırıp feryat edecek.
Bizlere
şefaatçi yok mu diyecek?
Kalacaklar
Cehennem'de ebeden,
Emir
böyledir Rabb'ül Âlemîn'den..
Kafirlerin sonları ne olacak?
Cehennem'de
sürekli mi yanacak?
Cehennem,
gerçekte ateş demektir,
Oraya
giren yanacak demektir.
Ateş
denilince akla, kor gelir.
Yanmakta
olan odun, kömür gelir.
Ateşin,
yanmanın çeşidi vardır.
Aşk
ateşi, hasret ateşi de vardır.
Hastaya
sorarsan? ateşim var der,
Sıkıldım,
daraldım, yanıyorum der.
Acı
haberi alan da yandım, der.
Acı
biberi yiyen de yandım, der.
Allah
dilerse, bağımlılık verir,
Bu
yanmalar onlara hafif gelir.
Allah,
Âdil'dir. Haşa! zulmetmez.
Kula
suçtan fazla ceza vermez.
Kâfirler
suçları kadar yanarlar,
Zamanla
bağımlılık kazanırlar.
Kâfirin
iyi huylu olanları,
Dîn'e,
İslam'a saldırmayanları,
Kendi
hallerinde yaşayanları,
Mü'
minlere baskı yapmayanları.
Azapları
daha hafif olacak.
Bağımlılığa
önce kavuşacak.
Ancak, Cennet kâfirlere haramdır.
Çünkü
Cennet anahtarı imandır.
İnanmadılar
yaratan Allah'a,
Demediler
Lailahe illallah...
|
|
|
 |
Sırat
Köprüsü geçildiği zaman,
Bütün
engeller aşıldığı zaman,
Mü'min,
münafık ayrıldığı zaman,
İşte!
o gün, yeni bir gün olacak.
Korkular, elemler bittiği zaman,
Gözden
akan yaşlar dindiği zaman,
Kulun
imtihanı bittiği zaman,
İşte!
o gün, başka bir gün olacak
Peygamberler sancak açtığı zaman,
Ümmetim,
ümmetim dediği zaman,
Tekbirle
yer gök inlediği zaman,
İşte!
o gün, yalnız tekbir olacak.
Gök sevinip, Arş titrediği zaman,
Melekler
kanadın çırptığı zaman,
Allah
rahmetini saçtığı zaman,
İşte!
o gün, yalnız rahmet olacak.
Cennet
kapısı açıldığı zaman,
Nûrundan
gözler kamaştığı zaman,
Rıdvan
karşıdan göründüğü zaman,
İşte!
o gün, coşku günü olacak.
Rıdvan iltifatlar sunduğu zaman,
Mü'minlere
selam verdiği zaman,
Girin
diye izin verdiği zaman,
İşte!
o gün bayram günü olacak
Önce Peygamberler girdiği zaman,
Ümmetim
gelsin dedikleri zaman,
Peşinden
ümmetler girdiği zaman,
İşte!
o gün, gerçek bayram olacak.
Melekler selamlar verdiği zaman,
Mü'minleri
karşıladığı zaman,
Hûriler
coşup sevindiği zaman,
İşte!
o gün, safa günü olacak.
Mü'minler
Cennet'e girdiği zaman,
Herkes
köşküne yerleştiği zaman,
Cennet
suları içildiği zaman,
İşte!
o gün, âb-ı hayat olacak.
Eşler eşini bulduğu zaman,
Eşi
olmayan, eşlendiği zaman,
Herkes
gönlünce evlendiği zaman,
İşte!
o gün, herkes mutlu olacak.
Eşler,
divana yaslandığı zaman,
Yıllarca
sohbete daldığı zaman,
Kadın,
erkek tek kalmadığı zaman,
İşte!
o gün, herkes mes'ut olacak.
Zaman birimleri kalktığı zaman,
Aylar,
yıllar unutulduğu zaman,
Gecesiz
gündüzler olduğu zaman,
İşte!
o gün, hep aydınlık olacak.
İklimler hiç değişmediği zaman,
Sürekli
baharlar olduğu zaman,
Kar,
yağmur, bulut olmadığı zaman,
İşte!
o gün, sema açık olacak.
Kadın, erkek eşit olduğu zaman,
Her
biri genç, zinde olduğu zaman,
Yaşları
otuz üç olduğu zaman,
İşte!
o gün, herkes özgür olacak.
Dileyen yerde yürüdüğü zaman,
Dileyen
tahtınla gezdiği zaman,
Dileyen
kuş gibi uçtuğu zaman,
İşte!
o gün, başka hayat olacak.
Ana, baba aranıldığı zaman,
Kardeş,
kardeşini bulduğu zaman,
Evlat,
akraba buluştuğu zaman,
İşte!
o gün, hasretlik son olacak.
Ağacın dalı uzandığı zaman,
Meyvemi
kopar, ye, dediği zaman,
Vildan'lar
Selsebil sunduğu zaman,
İşte!
o gün, gerçek piknik olacak.
Canın bir şeyler istediği zaman,
Aklına
bir şeyler geldiği zaman,
Anında
önüne geldiği zaman,
İşte!
o gün, her şey hazır olacak.
Sınırsız
bolluklar olduğu zaman,
Çalışmak
gereksiz olduğu zaman,
Para,
pul geçersiz olduğu zaman,
İşte!
o gün, doğal bolluk olacak.
İş, güç, ticaret olmadığı zaman,
Mutfak,
bulaşık olmadığı zaman,
Her
şey gönüllerce olduğu zaman,
İşte!
o gün, gönül tatmin olacak.
Çok mutlu evlilik olduğu zaman,
Eşler
aşırı seviştiği zaman,
Doğum,
gebelik olmadığı zaman,
İşte!
o gün, herkes mutlu olacak.
Melik, melike olmadığı zaman,
Devlet
baskısı olmadığı zaman,
Sınırsız
özgürlük olduğu zaman,
İşte!
o gün, herkes özgür olacak.
Saç ve tırnak uzamadığı zaman,
Kadınlar
adet görmediği zaman,
Tuvalet
derdi olmadığı zaman,
İşte!
o gün, herkes temiz olacak.
Öksürük, balgam olmadığı zaman,
Kulak
ve burun akmadığı zaman,
Hastalık,
doktor olmadığı zaman,
İşte!
o gün, herkes sağlam olacak.
Suç,
ceza kavramı kalktığı zaman,
Günah,
sevap unutulduğu zaman,
Namaz,
oruç, zekat kalktığı zaman,
İşte!
o gün, yalnız zikir olacak.
Yüce Mevla izin verdiği zaman,
Yiyin,
için kulum dediği zaman,
Sizlerden
razıyım dediği zaman,
İşte!
o gün, büyük bayram olacak.
Gözler ve gönüller doyduğu zaman,
Kulun
her dileği olduğu zaman,
Hayaller
de tatmin olduğu zaman,
İşte!
o gün, herkes tatmin olacak.
Nimetler sürekli arttığı zaman,
Mutluluk
doruğa erdiği zaman,
Kullar,
yeter! Mevlam dediği zaman,
İşte!
o gün, sonsuz nimet olacak.
Dost
ve akraba buluştuğu zaman,
Doyasıya
sohbet olduğu zaman,
Eski
anılar, anıldığı zaman,
İşte!
o gün, dostlar günü olacak.
Ebû Bekr, Ömer geldiği zaman,
Sahabeler
sohbet ettiği zaman,
Muhammed'i
anlattıkları zaman,
İşte!
o gün, Ashab günü olacak.
Aişe Hümeyra geldiği zaman,
Fatıma
Betül nur saçtığı zaman,
Hatice
ana konuştuğu zaman,
İşte!
o gün, kadın günü olacak.
Alimler sohbet ettiği zaman,
Evliyalar
feyz saçtığı zaman,
Şehitler,
salihler geldiği zaman,
İşte!
o gün, canlı sohbet olacak.
Evliyalar zikrettiği zaman,
Cüneyd-i
Bağdâdî yandığı zaman,
Tüm
aşıklar Allah dediği zaman,
İşte!
o gün, gerçek zikir olacak.
Peygamberimiz göründüğü zaman,
Makam-ı
Mahmûd'a çıktığı zaman,
Tüm
Peygamberler toplandığı zaman,
İşte!
o gün, Cennet tamam olacak.
Göremeyen gözler, gördüğü zaman,
İşte!
Muhammed denildiği zaman,
Aşıklar
murada erdiği zaman,
İşte!
o gün, başka feyz olacak.
Resulullah sohbet ettiği zaman,
Mü'minler
kendinden geçtiği zaman,
Cennet'te
tüm yaşam durduğu zaman,
Vallahi
Asr-ı Saadet olacak.
|
|
|